Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.
E-posta adresinize aktivasyon iletisi gelmediyse lütfen buraya tıklayın.

Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: Lânet okumak caiz mi?  (Okunma Sayısı 4027 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
yenipınar
Kahraman Üye
******

Karma 0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 650



« : 05 Eylül 2009, 11:02:00 »

Lânet okumak caiz mi?

Nice insan vardır birine kızdığında öfkesine hâkim olamaz, başlar küfürler, lânetler yağdırmaya. Cansızlar, hayvanlar, günler, saatler, kendisi, çocukları, eşi, yakınları, dostları bile bu lânetten paylarını alırlar.

Kendini bilen, söz ve hareketlerinin nereye gideceğinin, neye mal olacağının şuurunda olan olgun mü’minin işi olamaz lânetçi olmak.

Çünkü Resûl-i Ekrem’in (asm) kesinlikle yasakladığı bir davranıştır lânet. Bilindiği gibi şeytan, büyüklenip Hz. Âdem’e saygı secdesinde bulunmaması sebebiyle lânetlenmiş, yani rahmetten uzaklaştırılmış, Cennetten çıkarılmıştı. Her hayırlı işte Besmele çekip Rahman ve Rahim isimlerini dillerden düşürmezken, her an, her saniye bütün kâinatı kuşatan o engin ve sonsuz rahmetten uzak kalmayı hayal bile etmezken nasıl olur da lânetler okuyarak başkalarının şeytan gibi rahmetten uzak kalmalarını isteyebilir insan?

“Mü’mine lânetçi olmak yakışmaz” 1 buyuran Allah Resûlü (asm), mü’minin başkalarının kusurlarını başa kakan, lânet eden, kaba, çirkin söz ve davranışlarda bulunan, edebe aykırı konuşan kimse olamayacağını belirtmiş,2 “Hiçbiriniz diğerine ‘Allah sana lânet etsin, Allah’ın gazabına uğra, Cehennemde yan’’ gibi bedduâlarla lânet etmeyiniz” 3 buyurmuş, lânet etmenin dehşetine de, “Kim bir mü’mine lânet ederse onu öldürmüş gibi olur” 4 cümleleriyle dikkat çekmiştir. Lânet edenler Kıyamet gününde ne şefaatçi olabilir, ne de şahitlik edebilirler. 5

Bir defasında seferde bir kadın bindiği devenin yürümemesinden dolayı sıkılıp lânet etmişti de Allah Resûlü (asm), “Devenin üzerindekileri alıp deveyi bırakınız. Çünkü o lânetlenmiştir” buyurmuşlardı.6

Âl-i İmran Sûresi 61. âyetinin nüzul sebebi lânetle ilgiliydi. Necran papazları lânetin dehşetini bildikleri için korkularından lânetleşmeye yanaşmamışlardı.

Lânetin en tehlikeli tarafı ise lânet eden kişi haksız yere lânet ettiğinde lânetin kendisine dönmüş olması. Böyle bir insan farkında olmadan kendi aleyhinde, Allah’ın rahmetinden kovulmak ve uzaklaştırılmak için duâ etmiş olmaktadır. Bu gerçeğe Allah Resûlü (asm) bir hadis-i şeriflerinde şöyle dikkat çekerler: “Bir kul herhangi bir şeye lânet ettiğinde o lânet göğe çıkar. Fakat gök kapıları o kötü söze karşı kapanır, yere iner. Sağa sola çarpar, gidecek yer bulamayınca lânete müstehak olana gider. Eğer lânete lâyık değilse bu defa lânet edene geri döner.” 7

“Hz. Hüseyin’in hurharca şehadetine vesile olan Yezid gibi kişilere lânet caiz mi, değil mi?” sorusu İslâm âlimleri arasında tartışma konusu olduğu, Saadettin Taftazani gibi bazı âlimlerin “Caizdir” dediği, Seyyid Şerif Cürcanî gibi allâmelerin ise, son ânında imanla mı, imansız mı gittiği bilinmediği için lânetten çekinmek gerektiğini, “Allah’ın lâneti zalimler üzerine olsun” gibi genel bir ifade kullanılabileceğini belirttikleri8 düşünülürse, lânet mü’minin en dikkat etmesi gereken konular arasında yer aldığı görülecektir.

Dipnotlar:

1. Müslim, Birr: 84.
2. Tirmizî, Birr: 48.
3. Riyazü’s-Salihîn Terc., 3:140 (hadis no: 1584; Ebû Davud, Tirmizî)
4. Buharî, Edeb: 44; Müslim, İman: 176; Tirmizî, Nüzûr: 16. Neseî, Eyman: 7.
5. Riyazü’s-Salihîn Terc., 3:140 (Hadis no: 1583; Müslim’den.)
6. A.g.e., 3:141 (Hadis no: 1584; Müslim’den.)
7. A.g.e., 3:141 (Hadis no: 1586; Ebû Davud’dan.)
8. Tarihçe-i Hayat, s. 436.


Şaban DÖĞEN-03.09.2009

E-Posta: sdogen99@ttnet.net.tr
Kayıtlı

Zirâ husûmette fenâlık var, husûmete vaktimiz yoktur."Divan-ı Harb-i Örfî"
*SeYYaH*
Gayûr Üye
****

Karma 0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 174


« Yanıtla #1 : 05 Eylül 2009, 20:26:56 »

Yenipınar Ağabey..
Ama lanetlemeyi, yaftalamıyı, insanları hainlikle ittiham etmeyi,nehy-i anil münker adına yaptığını iddaa edenler var..
Yazı ile nasıl bağdaştıracağız..
yardımcı olabilirmisniz..
Kayıtlı

CÂNIMA BİR MERHABA SUNDU EZELDE ÇEŞM-İ YÂR;
 ÖYLE MEST OLDUM Kİ GAYRIN MERHABÂSIN BİLMEDİM”
Abdülbâkî
Aktif Üye
*****

Karma 2
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 2.160


Bâkî ÇİMİÇ


Site
« Yanıtla #2 : 05 Eylül 2009, 21:25:07 »

Yenipınar Ağabey..
Ama lanetlemeyi, yaftalamıyı, insanları hainlikle ittiham etmeyi,nehy-i anil münker adına yaptığını iddaa edenler var..
Yazı ile nasıl bağdaştıracağız..
yardımcı olabilirmisniz..
*SeYYaH* kardeş,gerçi konuyu bir alıntı olarak yenipınar kardeş açmış,siz de ona sormuşsunuz.yenipınar kardeş yine de cevabını versin.Ancak ben acizane şöyle düşünüyorum."lanetlemeyi, yaftalamıyı, insanları hainlikle ittiham etmeyi,nehy-i anil münker adına yaptığını iddaa edenler " inanın ki zarardalar.Hem de çok zarardalar.Kaybediyorlar ve kazandıkları ise sadece gühanlar ve hatalardır.

Öyleyse bunları yapanlar önce imân kardeşimiz ise Allah için onları uyarmalıyız.Eğer Nûra muhatap ise Risâle-i Nûrların hakîkatlerini Allah için paylaşmalıyız.Sadece ve sadece Allah için yapmalıyız.Eğer devam ediliyor ise yine neticeyi Allah'a bırakmalıyız ve o kardeşimize çok çok duâ etmeliyiz.Çünkü Üstadımız der ki;"Ve asıl hüner, kardeşini fena gördüğü vakit onu terk etmek değil, belki daha ziyade uhuvvetini kuvvetleştirip ıslahına çalışmak, ehl-i sadâkatin şe'nidir.(On Üçüncü Şua)"
Kayıtlı

  Demek ki, insanın vazîfe-i fıtrîyesi, taallümle tekemmüldür, duâ ile ubûdiyettir.(Sözler )
osmanoğlu
Genel Moderatör
*****

Karma 1
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1.288



« Yanıtla #3 : 05 Eylül 2009, 23:28:29 »

Şer an bir adam, hiç mel unları hatıra getirmeyip lanet etmese, hiçbir zararı yok. Çünkü, zem ve lanet ise, medih ve muhabbet gibi değil; onlar amel-i salihte dahil olamaz. Eğer zararı varsa daha fena...  (Emirdağ L.-178)
Kayıtlı

"İnsanların en âcizi, duâdan âciz olandır."
osmanoğlu
Genel Moderatör
*****

Karma 1
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1.288



« Yanıtla #4 : 05 Eylül 2009, 23:33:01 »

Ehl-i Sünnetin ve ilm-i kelamın azim imamlarından meşhur Sadeddin-i Taftazani, Yezid ve Velid hakkında tel in ve tadlile cevaz vermesine mukabil, Seyyid Şerif Cürcani gibi Ehl-i Sünnet ve l-Cemaatin allameleri demişler: "Gerçi Yezid ve Velid, zalim ve gaddar ve facirdirler; fakat sekeratta imansız gittikleri gaybidir. Ve kat i bir derecede bilinmediği için, o şahısların nass-ı kat i ve delil-i kat i bulunmadığı vakit, imanla gitmesi ihtimali ve tevbe etmek ihtimali olduğundan, öyle hususi şahsa lanet edilmez. Belki (Allah ın laneti zalimlerin ve münafıkların üzerine olsun.)
 gibi umumi bir ünvan ile lanet caiz olabilir. Yoksa zararlı, lüzumsuzdur" diye Sadeddin-i Taftazani ye mukabele etmişler.
  (Emirdağ Lah.-180)
Kayıtlı

"İnsanların en âcizi, duâdan âciz olandır."
_MerHeM_
Kahraman Üye
******

Karma 0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 543


« Yanıtla #5 : 05 Eylül 2009, 23:42:00 »

Alıntı
Ehl-i Sünnetin ve ilm-i kelamın azim imamlarından meşhur Sadeddin-i Taftazani, Yezid ve Velid hakkında tel in ve tadlile cevaz vermesine mukabil, Seyyid Şerif Cürcani gibi Ehl-i Sünnet ve l-Cemaatin allameleri demişler: "Gerçi Yezid ve Velid, zalim ve gaddar ve facirdirler; fakat sekeratta imansız gittikleri gaybidir. Ve kat i bir derecede bilinmediği için, o şahısların nass-ı kat i ve delil-i kat i bulunmadığı vakit, imanla gitmesi ihtimali ve tevbe etmek ihtimali olduğundan, öyle hususi şahsa lanet edilmez. Belki (Allah ın laneti zalimlerin ve münafıkların üzerine olsun.)
 gibi umumi bir ünvan ile lanet caiz olabilir. Yoksa zararlı, lüzumsuzdur" diye Sadeddin-i Taftazani ye mukabele etmişler.  (Emirdağ Lah.-180)
 
Gönderen açık: Bugün 00:28:29Gönderen: osmanoğlu 
Alıntı Ekle
Şer an bir adam, hiç mel unları hatıra getirmeyip lanet etmese, hiçbir zararı yok. Çünkü, zem ve lanet ise, medih ve muhabbet gibi değil; onlar amel-i salihte dahil olamaz. Eğer zararı varsa daha fena...  (Emirdağ L.-178)
 

 O eski zamana gidip lüzumsuz, zararlı, şeriat emretmeden o ahvalleri tedkik etmekten ise; şimdi bu zamanda bilfiil İslâmiyet'e dehşetli darbeleri vuran, binler lanete, nefrete müstehak olanlara ehemmiyet vermemek gibi bir halet, mü'min ve müdakkik bir zâtın vazife-i kudsiyesine muvafık gelemez... (Emirdağ L.-178)
 




Kayıtlı

İşte sana iki yol. İstediğini intihab edebilirsin. Hidâyet ve tevfîkı Erhamü'r-Râhimînden iste.
_MerHeM_
Kahraman Üye
******

Karma 0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 543


« Yanıtla #6 : 05 Eylül 2009, 23:44:32 »

İslâm, müslümanların kendileri ve diğer müslümanlar aleyhinde beddua etmelerini yasaklamıştır.
Kayıtlı

İşte sana iki yol. İstediğini intihab edebilirsin. Hidâyet ve tevfîkı Erhamü'r-Râhimînden iste.
_MerHeM_
Kahraman Üye
******

Karma 0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 543


« Yanıtla #7 : 06 Eylül 2009, 10:33:12 »

'' Tarafgirlik eğer hak namına olsa, haklılara melce' olabilir. Fakat şimdiki gibi garazkârane, nefis hesabına olan tarafgirlik, haksızlara melce'dir ki; onlara nokta-i istinad teşkil eder. Çünki garazkârane tarafgirlik eden bir adama şeytan gelse, onun fikrine yardım edip taraftarlık gösterse, o adam o şeytana rahmet okuyacak. Eğer mukabil tarafa melek gibi bir adam gelse, ona hâşâ lanet okuyacak derecede bir haksızlık gösterecek.''Mektubat

''İ'lem eyyühe'l-aziz! Ey nefis! Eğer takva ve amel-i salihle Halıkını razı ettiysen, halkın rızasını tahsile lüzum yoktur; o kafidir. Eğer halk da Allah'ın hesabına rıza ve muhabbet gösterirlerse, iyidir. şayet onlarınki dünya hesabına olursa, kıymeti yoktur. Çünkü onlar da senin gibi aciz kullardır. Maahaza, ikinci şıkkı takip etmekte şirk-i hafi olduğu gibi, tahsili de mümkün değildir. Evet, bir maslahat için sultana müracaat eden adam sultanı irza etmişse, o iş görülür. Etmemişse, halkın iltimasıyla çok zahmet olur. Maamafih, yine sultanın izni lazımdır. İzni de rızasına mütevakkıftır. ''Mesnevi
Kayıtlı

İşte sana iki yol. İstediğini intihab edebilirsin. Hidâyet ve tevfîkı Erhamü'r-Râhimînden iste.
*SeYYaH*
Gayûr Üye
****

Karma 0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 174


« Yanıtla #8 : 06 Eylül 2009, 12:56:08 »

Yani, herbiri kendi mesleğinin tamir ve revâcına sa'y eder. Başkasının tahrip ve iptaline değil, belki tekmil ve ıslahına çalışır. Amma menfi ihtilâf ise-ki garazkârâne, adâvetkârâne birbirinin tahribine çalışmaktır-hadisin nazarında merduttur. Çünkü birbiriyle boğuşanlar müsbet hareket edemezler.mektubat
Kayıtlı

CÂNIMA BİR MERHABA SUNDU EZELDE ÇEŞM-İ YÂR;
 ÖYLE MEST OLDUM Kİ GAYRIN MERHABÂSIN BİLMEDİM”
*SeYYaH*
Gayûr Üye
****

Karma 0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 174


« Yanıtla #9 : 06 Eylül 2009, 12:59:37 »

Yani, herbiri kendi mesleğinin tamir ve revâcına sa'y eder. Başkasının tahrip ve iptaline değil, belki tekmil ve ıslahına çalışır. Amma menfi ihtilâf ise-ki garazkârâne, adâvetkârâne birbirinin tahribine çalışmaktır-hadisin nazarında merduttur. Çünkü birbiriyle boğuşanlar müsbet hareket edemezler.mektubat

Mesleğimiz, tecavüz değil tedafüdür. Hem tahrip değil, tamirdir.Kastamonu Lâhikası
Kayıtlı

CÂNIMA BİR MERHABA SUNDU EZELDE ÇEŞM-İ YÂR;
 ÖYLE MEST OLDUM Kİ GAYRIN MERHABÂSIN BİLMEDİM”
Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer: